Duyuru
Su Sebili Cay Makinasi Portakal Sikma Makinesi Satin Almak Icin Arayiniz 0212 2370749 Turkiye'nin Her Tarafina Gonderim Yapilir...

Cinsellikle ilgili en çok merak edilenler

24 Ağustos 2009

 

Her kadın ve erkeğin cinsellikle ilgili merak ettiği ancak doktoruyla birebir temasta bile sormaya çekindiği bazı sorular vardır. İşte mynet okurlarından gelen sorular arasından en çok sorulanların bir kısmının cevapları…

1-Masturbasyon yapmak zararlı mı?

Masturbasyon, cinsellik içgüdüsünden kaynaklanan bir davranış olarak, ikili ilişkinin mümkün olmadığı durumlarda kadın ve erkek hemen her bireyin, ender ya da sık uyguladığı bir eylemdir. Bir okurun sorduğu gibi, “günlük yapılabilecek maksimum sayı” hakkında fikir vermek doğru değildir ve bilimsel olarak böyle bir bilgi de yoktur.Çok aşırı uygulandığında erkeklerde ve bazen de kadınlarda genital bölgenin cildinde tahriş oluşmasına neden olduğunu biliyoruz.

Erkeklerde masturbasyonda oluşan her boşalmayla birlikte bir sonraki menideki sperm sayısı azalır. Ancak bu kalıcı bir etki değildir, zira erkeklerde sperm hücreleri 60 ve hatta 70 yaşlarına kadar sürekli olarak üretilmeye devam eder. Yani masturbasyon “kısırlığa” neden olmaz. Bu, kadınlar için de geçerlidir.

Sanıldığının aksine, masturbasyon “güçsüz bırakan” bir olay da değildir, masturbasyon sonrası “yorgunluk” ve uykuya eğilim” orgazm esnasında beyinde artan morfin benzeri etki gösteren hormonların (bunlara endorfin adı verilir) “gevşetici”, sakinleştirici ve “keyif verici” özellikleri nedeniyledir.

Masturbasyonda aşırıya kaçıldığının en önemli göstergelerinden biri, masturbasyonu gerçek cinsel ilişkiye tercih etmek ve toplumdan, sosyal aktivitelerden uzaklaşmaktır. Masturbasyon için harcanan efor ve süre yeni arkadaşlıklar edinmek için harcanmıyorsa, bu durumda masturbasyon beraberinde sosyal ve psikolojik sorunlar getirebilir. Bazı durumlarda “aşırı masturbasyon” aslında gizli kalmış bir sosyal fobinin de belirtisi olabilir. Böyle bir birey hayallerinde kurduğu ilişkileri gerçek hayatta kurmayı başaramaz ve bunun için efor sarfetmenin yersiz olduğunu düşünerek, toplumdan uzaklaşmasını açıklamak için kendince haklı nedenler bulur.

Özet olarak eğer masturbasyon sosyal yaşantınızı etkilemiyorsa, arkadaşlıklar kurmayı ve sürdürmeyi başarıyorsanız, video, dergi, internette sex siteleri gibi aktivitelere çok aşırı vakit harcadığınızı düşünmüyorsanız masturbasyonun size hiç bir zararı yoktur

2-İdeal penis uzunluğu nedir?

İdeal penis uzunluğu diye bir kavram yoktur.Yapısal özelliklere bağlı olarak erkeklerin ereksiyon halindeki penis uzunlukları oldukça farklı olabilir. Penis uzunluğu boyla direkt olarak ilişkili olmakla beraber, her zaman uzunluğun boy uzunluğu ile doğru orantılı olması gerekmez. Irksal özelliklerin de penis uzunluğu ile direkt ilişkili olduğunu söylemek hatalı olabilir.

Dahası penis uzunluğu ile penisin işlevleri arasında da bir bağlantı yoktur.Penisin en önemli işlevi kadının gebe kalmasını sağlamak, diğer işlevi ise cinsellik içgüdüsünü tatmin etmektir. Bu iki işlevin yerine getirilmesi sperm sayı ve işlevlerinin yeterli olmasına, ereksiyon (sertleşme) olayının gerekli zamanlarda devreye girmesine, ereksiyonun yeterli süre sürdürülebilmesine ve nihayet orgazmın da doğru zamanda devreye girmesine bağlıdır. Bunların yerine getirilmesinde penis uzunluğunun önemli bir yeri olduğunu söylemek yanlış olur.

Ortalama bir erkeğin penis uzunluğunun ereksiyon halinde 16-17 cm. olduğu kabul edilmekle beraber bu, 12 cmden 22 cmye kadar değişebilir.

Kadınların orgazma ulaşmasının en önemli yolu klitoris adı verilen yapının uyarılmasıdır.Klitoris hemen vajina girişinde bulunan bir organ olarak cinsel ilişkide uyarılabilmesi için penisin çok uzun olmasına gerek yoktur… Kadının içgüdüsel olarak yaşadığı klitoral orgazm yanında, sonradan öğrendiği vajinal orgazm ise direkt temasla uyarılmaktan çok kadın beyninde başlayan ve biten bir olaydır. Yani her iki durumda da penisin uzun olmasının kadının orgazm olmasına direkt bir katkısı yoktur.

3-Erken boşalma sorunu

Erkeklerin “erken boşalma” olarak tabir ettikleri, çoğu kişinin düşündüğünün aksine oldukça ender görülen ve ciddi bir durumdur. Erkeklerin önemli bir kısmı orgazmı özellikle, bilinçli olarak geciktirmedikleri sürece bir dakika içinde bile orgazm olabilirler. Zira erkeklerde orgazm birincil olarak dokunma ve basınç gibi mekanik uyaranlarla gerçekleşir. Çoğu erkek cinselliği masturbasyon ya da gerçek cinsel ilişki yoluyla yaşadıkça orgazmını geciktirmesini öğrenir ve bu süreyi 20 dakika ve daha da uzun sürelere taşıyabilir. Erken boşalma ise, cinsel uyaran objesinin algılanmasıyla hemen hemen aynı anda gerçekleşen bir durumdur ve çoğu durumda ürolojik ve psikiyatrik incelemeler gerektirir (Örnek vermek gerekirse erken boşalma sorunu yaşayan erkekler vajinaya henüz girmeden önce, ya da girdikten hemen sonra orgazm olduklarından sperm sayısı kadının gebe kalabilmesi için yetersiz olur ve bu nedenle evliliklerinde çocuk sahibi olamama sorunu yaşayabilirler).

4-Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşabilir mi?

Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşması mümkündür. Özellikle vajinanın girişine yakın olan bir bölgeye gerçekleşen “boşalmada“, kadının günü de “uygunsa” spermler hızla kızlık zarının doğal açıklığından (kızlık zarı tümüyle kapalı bir organ değildir, adet kanamasının dışarı boşalması için ortasında bir delik vardır) içeriye girebilirler ve güçlü ve hızlı hareketleriyle vajinadan yukarıya çıkarak gebeliği başlatabilirler.

5-Erkeklerin anal bölgelerinin “aşırı duyarlı” olması homoseksüel bir eğilime işaret eder mi?

Anal bölgede bulunan zengin sinir uçları sayesinde bu bölge dokunulmaya oldukça duyarlıdır. İnsandan insana değişen bir şekilde, bazıları cinsel ilişki esnasında bu bölgeye dokunulmasından hoşlanırken, bazıları bunu itici bulabilirler. Bu bölgeye dokunulmasından ve basınç uygulanmasından hoşlanılması o kişide bu bölgenin sinir uçlarının nispeten fazla olmasıyla ilgilidir. Erkeklerin, karşı cinstenbiriyle olan ilişkide bunu yaşamaları homoseksüel bir eğilimi göstermez, homoseksüel eğilimlerin en önemli özelliği cinselliği yaşamak için karşı cins yerine, kendi cinsini tercih etmesidir. Bu tercih eyleme geçirilebilir, ya da düşsel olabilir. Böyle bir tercih algılanmadığı sürece karşı cinsten biriyle olan ilişkide anal bölgede yaşanan bu duyarlılık kaygı verici bir durum olmamalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Hipnozla Cinsel Sorunlarımıza Tedavi Yolları Bulabilirmiyiz

16 Haziran 2008

Cinsel sorunlarda hipnoz tedavisi

-Hipnozun büyü, sihir yada doğa üstü hiçbir yönü yoktur
-Cinsel sorunlarda hipnoz mucizesi
-Hipnoz kolaylaştıran bir araçtır
-Hipnoz uyku değildir
-Herkes hipnoza giremeyebilir
-Hipnozdan çıkamama gibi bir durum söz konusu değildir
-Vajinismus ve erken boşalmada hipnoz kullanılabilir
-Cinsel terapide hipnozun avantajları
-Vajinismusta hipnoz ve hipnoterapi
-Erken boşalmada hipnoz ve hipnoterapi
-Kadınlar hipnoza daha yatkın oluyor
-Otohipnoz (kendi kendine hipnoz) nedir?
-Hipnozun yan etkisi yoktur
-Cinsel sağlık, mutluluk ve başarı içimizde gizlidir
-Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nin adres ve telefonları

Erken boşalma, iktidarsızlık, vajinismus, cinsel isteksizlik vb.
cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde yıllardır başarıyla
kullanılan ve tüm dünyada modern tıp tarafından yaygın olarak
başvurulan yöntemlerden biri olan hipnoz hakkında, anket
çalışmalarıyla Türkiye’de gündem yaratan Cinsel Sağlık Enstitüsü
Derneği – CİSED bir basın açıklaması yaptı.

Hipnozun büyü, sihir yada doğa üstü hiçbir yönü yoktur
Cinsellikte olduğu gibi hipnoz hakkında da yalın, doğru ve bilimsel
olanı aktarmak ve hipnoz hakkındaki yanlış bilgilenmeyi düzeltmek
için basın açıklaması yaptıklarının altını çizen CİSED Başkanı
Cinsel Terapist Dr. A.Cem Keçe; “Kamuoyunda cinsellik kadar olmasa
da çok ilgi çeken, merak uyandıran; buna karşı hakkında bilinenlerin
hemen tümünün yanlış olduğu başka bir konu da hipnozdur. Söz, bakış,
hayal gücü yada bazı yardımcı nesneler kullanılarak telkin vb.
tekniklerle oluşturulan; kişinin duygu, düşünce, algı ve bellek
işlevlerinde değişikliklerin gerçekleştirilebildiği çok özel bilinç
durumuna hipnoz diyoruz. Hipnoz tamamen beynin doğal ve normal
işlevlerinden bir tanesidir. Hipnozun büyü, sihir yada doğaüstü
hiçbir yönü yoktur. Hipnoz sadece gevşeme ve rahatlama aracı
değildir. Hipnoz bilinçaltına açılan bir kapıdır. İyi bir cinsel
terapist bu kapıdan içeri girer ve cinsel hastalıklara, kötü
huylara, alışkanlıklara yol açan ve  çocuklukta oraya yerleşmiş
yanlış bilgileri, inançları, düşünceleri, algılamaları bulur ve
değiştirir. Ayrıca eğitim almış hipnoz uygulayıcılarına hipnozitör,
hipnozla cinsel terapi veya psikoterapi yapan terapistlere ise
hipnoterapist denir. Hipnozun tedavi amacıyla kullanımına veya
hipnoz altında yapılan terapiye ise hipnoterapi denir”  dedi.

Cinsel sorunlarda hipnoz mucizesi
Özellikle psikolojik kökenli cinsel işlev bozukluklarının
tedavisinde, hipnozun son derece etkili yöntem olduğunu söyleyen
CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “Yıllardır
cinselliği bir tabu sayan, ayıp, yasak ve günah kavramları
tarafından kuşatan ve konuşamayan Türk insanı, artık cinsel
sorunları olduğunu kabul ediyor ve çözmek için yeni çareler arıyor.
Hipnozun tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de en yaygın
kullanıldığı alanlardan biri de erken boşalma, iktidarsızlık,
vajinismus, cinsel isteksizlik vb. cinsel işlev bozuklarıdır”  dedi.

Hipnoz kolaylaştıran bir araçtır
Hipnozun cinsel terapide kullanılan araçlardan biri olduğunun altını
çizen CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr. A.Cem Keçe; “Cinsel terapi
seansları sırasında kullandığımız tıbbi bir girişimlerden biri olan
hipnoz; tek başına mucize yaratmaz. Çünkü hastayı iyileştiren bizzat
hipnozun kendisi değil, hipnoz sırasında uyguladığımız değişik
tedavi yöntemleridir. Yani, hipnoz cinsel terapide çok işe yarayan
ve kolaylaştıran bir tedavi aracıdır. Bu anlamda hipnozu bir
şırıngaya benzetmek mümkündür. Nasıl ki şırınga, iyileşmek için
hastanın gereksinim duyduğu çeşitli ilaçları uygulamak için
kullanılan bir tedavi aracı ve hastayı iyileştiren şey şırınga değil
de içindeki ilaçlar ise; aynı şekilde hastayı iyileştiren şey bizzat
hipnozun kendisi değil; hipnoz sırasında uygulanan değişik tedavi
yöntemleridir”  dedi.

Hipnoz uyku değildir
Hipnozdaki kişinin uyanık olduğunu, hipnozitörün yani hipnoz
uygulayan kişinin tüm sözlerini duyduğunu, anladığını ve hatta
yargılayıp sorulara yanıtlar bile verebildiğini söyleyen CİSED Genel
Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “Dıştan bakıldığında
hipnozdaki kişi çok rahat ve huzurlu bir şekilde uyuyor gibi
göründüğünden yüzyıllardır, hipnozun bir uyku olduğu yanılgısı
yerleşmiş olarak sürmektedir. Oysa hipnoz bir uyku değildir. Hipnoz
artmış bir farkındalıktır. Hipnoz, kişinin gönüllü isteğiyle, hipnoz
uygulayan kişinin direktifleri doğrultusunda dikkatini toplaması,
gevşemesi  ve yoğunlaştırması ile gerçekleşen bir durumdur. Dolayısı
ile hipnoza girmek istemeyen kişi dikkatini yoğunlaştırmayacağı ve
direktiflere uymayacağı için isteği dışında hipnoza sokulamaz.
Hipnoz sırasında kişinin kontrolü tamamen kendi elindedir. Biz
cinsel terapide başta Ericksonian Hipnoz olmak üzere değişik hipnoz
tekniklerini kullanıyoruz. Kişi, hipnozitörün söylediği her şeyi
dinler, anlar, değerlendirir ve istemediği hiçbir şeyi söylemez,
istemediği hiçbir şeyi de yapmaz. Eğer, hipnoz uygulayan kişi,
hipnozdaki kişiden söylemek istemediği gizli sırlarını söylemesini
yada onun ahlaki ve sosyal değerlerine aykırı bir şeyi yapmasını
isterse  kişi bunu kabul etmez daha da zorlanırsa hipnozdan çıkar”
dedi.

Herkes hipnoza giremeyebilir
Herkesin hipnoza girmesi mümkün olmadığının altını çizen CİSED
Başkanı Cinsel Terapist Dr. A.Cem Keçe; “Kimi insan hiç hipnoza
giremezken, kimileri çok kolay kimileri ise çok zor hipnoza
girerler. Kişilerin hipnoza girebilme düzeyine  hipnoza yatkınlık
adını veriyoruz. Hipnozun gerçekleşmesinde zeka, algılama,
değerlendirme, hayal gücü ve konsantrasyon çok önemlidir. Bu nedenle
de bu işlevlerin düzeyleri hipnoza yatkınlığı belirlemektedir.
Hipnoza yatkınlık, bireyin kişilik özelliklerine, bilişsel
işlevlerinin düzeyine ve içinde bulunduğu ruhsal durum yada varsa
ruhsal hastalığının niteliklerine göre farklılıklar gösterir.
Örneğin, dikkat ve algılamanın ciddi düzeylerde yetersiz olduğu yada
bozulduğu zeka geriliği olan kişilerin, ağır depresyon ve bunama
hastalarının hipnoza girmeleri çok mümkün değildir. Yine
karşısındakine güvenmeyen, her an kontrolü elden kaçırma yada zarar
görme endişesi yaşayan, kuşkucu, aşırı titiz ya da başkalarından
direktif almayı kabullenemeyen paranoid, obsesif ve narsisistik
kişilik özellikleri olan kişiler  hipnoza çok zor ve yüzeysel
girerler. Zeki, hayal gücü kuvvetli, kolayca dikkatini
yoğunlaştırabilen kişiler; hipnoza çok kolay girer, kolayca
derinleşebilir ve cinsel sorunlarına çok daha kısa sürede çözüm
bulabilirler”  dedi.

Hipnozdan çıkamama gibi bir durum söz konusu değildir
Hipnoza alınan herkesin seans sonunda hipnoz uygulayan kişinin
direktifleriyle hipnozdan çıkabileceğini ifade eden CİSED Genel
Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “Diyelim ki hipnoz
sırasında hipnozitör çeşitli nedenlerle kişiyi hipnozdan çıkartmadan
odadan ayrıldı. Hipnozitörün uzaklaştığı süre ve mesafeye bağlı
olarak bir süre sonra hipnoz kendi kendine sona erer. Yani hipnozdan
çıkamama gibi bir durum söz konusu değildir. Ayrıca iyi ve tecrübeli
bir hipnozitör televizyon başında izleyenleri veya telefonda karşı
taraftakini hipnoz yapabilir. Hastanın hipnoza girmek için
hipnozitöre ihtiyacı vardır, ancak çıkmak için ihtiyacı yoktur”
dedi.

Vajinismus ve erken boşalmada hipnoz kullanılabilir
Hipnozla cinsel sorunların tedavisinde hastalığın öznelliğine ve
hastanın durumuna göre seansların 10-12 seansa kadar
uzayabileceğinin altını çizen CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr.
A.Cem Keçe; “Hipnozla en kolay tedavi edilen cinsel sorunların
başında erken boşalma ve vajinismus, en zor tedavi edilenlerin
başında ise cinsel kimlik bozuklukları gelmektedir. Hipnoz cinsel
yaşamın renklendirilmesinde de büyük yarar sağlayabilir. Cinsel
isteksizlik duyanlar, korku nedeniyle ve acı nedeniyle ilişki
kuramayan vajinismuslu kadınlar,  erken boşalıp partnerini tatmin
edemediği için suçluluk duyan erkekler, cinsel terapide hipnozun
kullanılmasıyla çok daha kolay bir şekilde normale dönebilirler.
Ayrıca hipnoz iktidarsızlığın cinsel terapisinde çok yoğun olarak
tercih edilmektedir. Hipnoz ve hipnoterapi ile, ego desteklenmesi,
fantezi modellemesi, gelecekle ilgili projeksiyonlar yapılması,
paradoks etki ile kontrol duygusunun hastaya daha güçlü olarak geri
verilmesi vb. çalışmalar cinsel terapide yer almalıdır.” dedi.

Cinsel terapide hipnozun avantajları
Cinsel terapide hipnozun kullanılmasının cinsel terapistin işini
kolaylaştırdığını söyleyen CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist
Psk. Gülüm Bacanak; cinsel terapide hipnozun avantajlarını şu
şekilde anlattı: “Hipnoz eş/partner olmadan bireysel olarak hastaya
uygulanabilir. Çünkü tek gelen veya beraber çalışmak istemeyen eşi
olan veya cinsel terapistin eşsiz çalışmayı seçtiği durumlar için
nispeten çok az tedavi seçeneği bulunmaktadır. Hipnoz bilinçdışında
yatan çatışmaların, geçmişteki olaylara ilişkin çözümlenmemiş
duyguların ve bilinçli zihnin ötesindeki faktörlerin keşfini
hızlandırır. Örneğin, birçok vajinismus hastası ensest ve cinsel
tacizin olmadığı bir ilk cinsel deneyimden bahseder. Sonra her
nasılsa, hipnoz yoluyla küçük yaşlarda yaşanmış bir cinsel taciz
olayı ortaya çıkarılır. Çoğu zaman, hastanın sınırlı bilinçli
farkındalığı veya bilinçli farkındalığının olmadığı durumlarda,
vajinismus, hastayı korkudan koruyor olabilir veya geçmişteki bir
hatayı cezalandırıyor olabilir veya eşe karşı öfkeyi yansıtıyor
olabilir. Kendi kendine hipnozu öğrenmek (otohipnoz), hastanın
kendini kontrol ettiği hissini güçlendirir, stres, endişe, korku ve
kaygılarını azaltır. Hipnozda cinsel imgelem yolu ile cinsel
ihtiraslar arttırılabilir. Hastalar hipnoz seansları ile
kendilerinin yapamadıkları şeyleri hipnozun onlara yaptıracağına
inanırlar ve değişim gerçekleşir. Yani hipnoz, kişisel yeterlilik
duygusunun arttırılması, umut ışığı yakma ve güven amacı ile
uygulanabilir. Çünkü çaresizliğe kapılma, cinsel terapilerde
üzerinde sıkça durulan bir konudur. Çoğu vajinismus hastası,
hayatlarında asla cinsel birleşme yaşayamayacaklarına inanırlar. Ama
hipnozun gücü bu inancı değiştirebilir. Hastalar kollarının istem
dışı bir şekilde havaya kalktığını gördüklerinde, hipnozun onların
istediği değişikliği gerçekleştireceğine ilişkin inançları da artmış
olur. Hipnoz sürecinde uygulanan el anestezisi sonucunda acı
hissetmeden iğnenin ellerine batabildiğini gören hastalar, fark
ettiklerinden çok daha fazla bir potansiyellerinin olduğunu ve bu
potansiyellerindeki gücün onların cinsel ilişkiye girme azimlerini
arttıracağına ve orgazm yaşatacağına çok rahatlıkla ikna
olabilirler. Hipnoz sıkıntı veren duyguların azaltılmasına ve
istenen duygu durumlarının arttırılmasına yardım olur. Sembolik
imajinasyon teknikleri, genellikle hastaların bastırılmış
duygularını evlilik ilişkilerine zarar vermeden serbest
bırakmalarına olanak sağlar. Örneğin vajinismus hastaları,
kendilerini bir duvarı yıkmaya veya parçalamaya çalışırken hayal
ederken, farkında olmadan vajinismusa neden olan endişe, korku ve
kaygılarını da ortadan kaldırmakta ve onlarda olumsuz duygular
yaratan eski aile mesajlarını yok etmektedir. Suçluluk duygularını
bir balona yerleştirip uçup gitmesini seyretmeyi hayal etmek de bir
diğer örnektir. Kronik yorgunluk rahatsızlığı olan kişiler ise kendi
kendine hipnoz sırasında bir enerji patlaması veya sessiz bir yere
kaçma gibi imajinasyonlar yapabilirler. İkincil vajinismus
tedavisinde, hipnotik yaş geriletme (regresyon) olumlu cinsel
duyguların tekrar yaşanmasına veya geri gelmesine yardımcı olabilir.
Örneğin, çiftler duyusal odaklanma egzersizleri sürecinde, ne
olduklarını bilmedikleri görüntüler veya neden olduğunu bilmedikleri
düşünceler yaşadıklarını belirtirler. Hipnoz yardımıyla, kişiler bu
olaya geriletilir ve şu telkin verilebilir “her ne düşünüyorsan,
hissediyorsan, gözünün önüne ne geliyorsa şimdi yüksek sesle söyle.”
Hastalar genellikle detaylarını hatırlayamadıkları deneyimleri bu
şekilde bulabilirler. Hipnoz ve kendi kendine hipnoz, kişinin
dikkatini odaklandırabilmesini ve duygusal farkındalığını
arttırabilmesini sağlarken bununla birlikte uyarılma ve zevk almayı
da arttırabilir. Hipnoz teknikleri aynı zamanda, sözel olarak veya
konuşma yoluyla açığa çıkarılamayacak veya anlaşılmayacak içsel
(bilişsel ve imgesel) süreçlerin de aydınlanmasına olanak
verebilir.” dedi.

Vajinismusta hipnoz ve hipnoterapi
Vajinismusun; henüz ülkemizde fazlaca bilinmeyen ama sık görülen ve
sayısı her geçen gün artan, yatak odalarında her gece hayatlarının
en büyük korkusunu yaşayan ve cinsellikleri bir kabusa dönüşen
kadınların hastalığı olduğunu söyleyen CİSED Başkanı Cinsel Terapist
Dr. A.Cem Keçe;  “Kadında cinsel ilişkinin olduğu anatomik bölgeye
vajen adı verilir. Vajenin etrafındaki kasların kasılması, tüm
vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali, kadının
bacaklarını sıkıca kapatması ve elleriyle eşini itmesine yol açan,
istemsiz bir şekilde yani kadının kontrolü dışındaki bilinçdışı
vajinal kasılmalara vajinismus denir. Halk arasında evli bakireler,
tamamlanmamış evlilik denilir. Vajinismus hipnoz destekli cinsel
terapi ile %100 tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak
vajinismusta hipnoz tek başına yeterli değildir. Önemli olan hipnozu
hipnoterapiye çevirmektir. Bunun için hipnoz altında verilen
telkinler, zihinsel ve imgesel uygulamalar ile endişe, korku ve
kaygılar ortadan kaldırılabilir. Böylece cinsel ilişkinin ağrı ve
acı olmadan olabileceğine dair inanç artar. Bu bağlamda; hipnoterapi
ile hastaların kendilerinin bile farkında olmayıp bilinç dışına
attıkları tüm olumsuz düşünceleri bir yerde su yüzüne çıkararak
adeta çok özel bir farkındalık durumu yaratılmakta ve bu sayede
korku ve kaygıların azaltılması sağlanmaktadır. Ortalama 6 seansta
hipnoz ile değiştirilmiş bilinç hali oluşturulabilir, var olan
zihnin dirençleri ortadan kaldırılabilir ve bilinçdışı süreçlerde
zihinsel manevralar yapıp yeni olumlu şartlı refleks arkları
oluşturan imgeleme teknikleri ile sonuca varılabilir. Bilinçdışı
olaylar çözülür, şartlı refleks ile cinsel birleşme öncesinde
anahtar işaretlerle rahatça kullanılabilen gevşeme teknikleri
öğretilir, kasılma gevşemeyle yer değiştirilir, cinsel birleşme ile
ilgili imajinasyonlar yaşatılır, ruhsal istek ve orgazma ulaşma
konusunda telkinler verilir. Ama burada önemli olan hipnozu yapan
kişinin ne yaptığını bilmesi ve vajinismusun tedavisi konusunda
deneyimli olmasıdır. Çünkü hipnozun vajinismus tedavisinde etkili
olduğuna dair bilgilerimiz kontrollü çalışmalardan çok olgu
sunumlarına dayanmaktadır. Bu da hipnozun cinsel terapiye alternatif
olarak, tek başına daha etkili olduğuna dair elimizde bir kanıt
olmadığı anlamına gelir. Ayrıca vajinismus aile problemlerini de
içeren geniş bir konudur ve yalnızca hipnozu bilmek vajinismusu
tedavi edebilmek anlamına gelmez. Bu neşterle yalnızca karnı açmaya
benzetilebilir. Karnı açmayı biliyorsunuz ama bağırsakların damar
yapısını bilmiyorsanız yanlış damarı kesebilirsiniz. Aslında son
yıllara kadar hipnoz cinsel terapistler tarafından çok kullanılan
bir teknik değildi. Cinsel terapiyi bilen ve uygulayan bir uzman
tarafından uygulandığında çok etkili sonuçlar veren ve Milton H.
Erickson tarafından geliştirilmiş olan hipnotik metafor tekniği;
cinsel terapistlere hipnozu sevdirmiştir. Burada esas olan bilişsel
davranışçı terapilerde temel ilke olan sistematik
duyarsızlaştırmanın hipnotik telkinlerle güçlendirilmesidir.
Uyguladığımız yöntemde hipnoz altında, hastadan ilk olarak vajinis-
musu simgeselleştirmesi istenir. Yani bir metafor üzerinden sıkıntı
veren kaynak bir simgeyle özdeşleştirilir. Örnek olarak hastalar
sıkça vajinismusu bir duvar ile simgeselleştirme eğiliminde olurlar
ve her hipnoz seansında bu duvar küçültülmeye, inceltilmeye, parça
parça yıkılmaya başlar. İkinci olarak problemi linklendirmesi
istenir. Örnek olarak vajinismusunun temelinde bilinçdışı olarak
cinsel taciz olayında donup kalma sonrası yaşanan bir suçluluk
bulunan bir hastaya o an tekrar yaşatılır. Yani taciz ile izole
olmuş ego durumu yeniden aktifleştirilir. Ego destekleyici
yaklaşımlarla o anda daha gerçekçi davranması öğretilir,
kaybettiğini düşündüğü kontrol duygusu tekrar hastaya geri
kazandırılır, fonsiyonel olmayan donup kalma şemasının yerine
fonsiyonel olan “mücadele et”, “savaş”, “bağır ve yardım iste”
veya “o ortamdan kaç” şemaları yerleştirilir. Üçüncü olarak da;
direk, indirek ve hipnoz sonrası telkinler verilebilir (o an
geldiğinde gevşeyeceksin, çok zevk alacaksın vb.), semptom
baskılama, değiştirme veya yer değiştirilmesi yapılabilir
(kasılmanın baskılanarak ortadan kaldırılması, kasılmanın vajinada
bir karıncalanma hissiyle yer değiştirilmesi veya vajina girişinde
hissedilen ağrının yerini sağ ayak bileğine alınması), hipnoanaliz
(geçmişe dönük ayrıntılı bilginin alınması), egonun güçlendirilmesi
için hipnodrama, cinsel taciz vb. travmatik olayların
abreaksiyonu/katarsisi (Geçmişte yaşanılan travmatik hadisenin
bilinçdışında oluşturduğu duygu yükünden arınmadır, duygusal
boşalımdır yani savunma mekanizmaları ile bilinçdışına itilen
olayların bilinç yüzeyine çıkarılması işlemidir. Ayrıca abreaksiyon,
unutulan anı ve yaşantıların hatırlanmasını sağlayan zihinsel
yönünün yanı sıra, bilinçdışına itilmiş olayların uygun bir duygusal
ifade ve boşalma ile yeni baştan yaşanması anlamına gelir.
Abreaksiyonun sonucuna varmak için kullanılan yöntem ise
katarsistir. Abreaksiyon, cinsel terapi ve hipnoterapi sırasında
oluşabilir ve hasta önceden bastırılan duyguları ile mevcut
şikâyetleri arasındaki ilişkiyi bu sayede kavrayabilir. Çeşitli
katartik teknikler kullanılabilir, ancak iki nokta özel pratik önem
taşır. Bunlardan ilki, anıların canlandırılmasının uygun biçimde bir
ifade veya boşalmadan yoksun olmasının cinsel terapi bakımdan
faydalı olmayacağıdır. İkincisi ise, travmatik olayın yakın bir
tarihte ve şiddetli olması halinde, abreaksiyonun başarı derecesinin
genellikle artmasıdır. Bu tekniğin başarılı olması, cinsel
terapistin tecrübesi kadar hastanın göstereceği işbirliğine de
bağlıdır) imge terapi ile sorunu içsel zihin aracılığı ile çözmede
ve katatimi (düş kurarak tedavi, yönlendirilmiş resimsel ruhsal
yaşantı tedavisi veya kişide hipnozdan daha düşük bir düzeyde
gevşeme ile birlikte bedensel bir takım hareket ve durumların
gözlenmesi yardımıyla düş kurmaya çok elverişli bir ortamın
yaratıldığı bir tanı ve tedavi yöntemidir) uygulaması ile
bilinçdışının incelenmesinde hipnoz kullanılabilir.” dedi.

Erken boşalmada hipnoz ve hipnoterapi
Cinsel arzuları normal olan erkeğin isteğinden önce boşalmasına veya
boşalmanın penisin vajinaya girmesinden 5 dakikadan daha kısa bir
sürede olmasına erken boşalma yani premature ejaculation denildiğini
söyleyen CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm
Bacanak; “Erken boşalan kişi genellikle o an geldiğinde kendini
tutamadığını söyler. Hipnoz destekli cinsel terapi ile erken boşalma
%100 tedavi edilebilir bir hastalıktır”  dedi.

Kadınlar hipnoza daha yatkın oluyor
Özellikle kadınların hipnoza çok daha yatkın olduğunun altını çizen
CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr. A.Cem Keçe; “Çünkü kadınların
üzerinde var olan toplumsal, ailevi ve dini baskılar nedeniyle
cinselliği çok daha az konuşur ve yaşarlar. Bu nedenle hipnoz
seanslarında kendi cinsellikleri yeniden keşfedebilirler ve
sorunlarına erkeklere göre daha kolay çözüm bulabilirler”  dedi.

Otohipnoz (kendi kendine hipnoz) nedir?
Cinsel hastalıkların tedavisinde cinsel terapistlerin çoğu zaman
otohipnoz önerdiklerini ifade eden CİSED Genel Sekreteri Cinsel
Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “Otohipnoz kişinin kendi kendini
hipnotize etmesidir. Bunun için hastamıza hipnotik transta iken -Sen
benim seninle olduğumu ve sana yaptığım gibi sana hipnoz için
verdiğim önerileri düşünerek kendi kendini hipnotize edeceksin, sana
vermiş olduğum ve senin kendi kendine verebileceğin aynı uyanma
telkinlerini verebileceksin ki otohipnozdan uyanmama korkusuna sahip
olmana gerek kalmasın. Otomatikman uyanabilmeniz için biri sizin
yanınızda olmalı yada başka bir kişi hipnotik durum esnasında size
gereklidir. Bunun için sağ elinin başparmağını avuç içine, diğer
dört parmağını da onun üzerine kapatıp hafif bir yumruk yapacaksın.
Bu esnada gözlerini kapatacaksın ve sorunun hakkında kendi kendine
telkin vereceksin. Artık kendi kendinin hipnozitörü oldun. Gerektiği
hallerde ve yerde ototelkini kullanıp rahatlayabilirsin. Ancak bu
kendi talebin ile ilgili hazırladığın telkinler doğrultusunda
uygulayabileceksin. Onun dışında kullanmayacaksın. Ortalama tedavi
süren 3-5 seans arasındadır- telkinini veririz. Otohipnozu başarmak
için kullanılan daha az yaygın yollar veya metotlar da vardır.
Bunlar, kasetçalar ile hastayı hipnotize ederek tedavi etmek, tedavi
edici öneriler veya telkinler ve kendi yönteminizle uyanmak gibi
çeşitli metotları içerisine alır. Hipnoz sonrasında hasta kaset
çalacak ve daha sonraki hayali durumlarda hasta kendi kendine
hipnotik duruma girebilecektir. Yazılı telkinlerle ve aynı yolun
uygulanmasıyla bu başarılmıştır”  dedi.

Hipnozun yan etkisi yoktur
Farkı cinsel sorunların kaynağına hızlı bir şekilde inebilmeyi
sağlayan hipnozun bilinen bir yan etkisinin olmadığını söyleyen
CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr. A.Cem Keçe; “Hipnoz insanlık
tarihi kadar eski ve güvenilir bir yöntemdir, bir şifa, huzur  ve
başarı aracıdır. Bilimsel bir yöntemdir. Ancak yine de farklı bir
varoluşla kişinin kendisi hakkında bilinmeyenleri öğrenmesinin bir
yolu olan hipnozun ehil ve deneyimli kişilerce yapılması gerekir.
Çünkü biz hipnozu insanları uyutmak için değil aksine gizli
gerçeklere yandırmak için kullanırız. Hipnoz öze dönüştür. İçsel ve
öz kaynaklarımızın eczaneniz olarak kullanılmasıdır”  dedi.

Cinsel sağlık, mutluluk ve başarı içimizde gizlidir
Hipnozun sanılanın aksine başkalarının davranışlarını yönetmek yada
kendi iradelerine aykırı bir biçimde davranmalarını sağlamak amacı
ile kullanılmadığının altını çizen CİSED Genel Sekreteri Cinsel
Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “Hipnoz herkesin en olumlu yanları ile
isteklerini gerçekleştirmesine izin veren öz benliğimizi idrak
etmemizde ve doğal ahengi engelleyen duygusal sınırlarımızı yok
etmede etkili olur. Cinsel bir çok sorun ve rahatsızlık, içsel
kavram ve inançlarımızın bir sonucudur. Eğer en içsel duygularımızı
ve inançlarımızı tanımaya, kabul etmeye ve değiştirmeye gönüllüysek,
cinsel sorunlarımıza daha yapıcı çözümler bulabilir ve
rahatsızlıktan tamamen kurtulabiliriz. Cinsel sağlık, mutluluk ve
başarı daima içten kaynaklanır. Düzenli bir şekilde içsel
kaynaklarımızla bağlantı kurduğumuzda iç benliğimizin dikkatimizi
çekebilmesi için bizi hasta etmesine gerek kalmaz. Bu bakımdan
hipnoz aslında hastalığı doğrudan tedavi etmez, hastanın telkin alma
ve kabul etme yetisini arttırır. Hipnoz, kendiliğinden oluşan doğal
bir zihin durumudur. Ayrıca cinsel hastalıkların altında yatan
faktörleri belirlememize yardımcı olur. Çünkü bilinçaltına atılan
bir olay, hipnoz seansı sırasında birden akla gelebilir. Bu da
özellikle insanın doğal dengelerini yeniden kurmasını sağlayarak,
cinsel  sorunların çözümüne katkıda bulunur”  dedi.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nin adres ve telefonları
Basın mensuplarına Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nin telefon, e-
posta ve web site adresini  haberlerinde kullanmaları çağrısında
bulunan CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr. A.Cem Keçe;  “Değerli
basın mensubu dostlarımız; yaptığımız, yapmaya devam ettiğimiz
anketlere katılımın artması ülkemizde yaşanan cinsel sorunların
fotoğrafını en doğru şekilde çekmemize yarıyor. Ancak haberlerinizde
CİSED e-posta, web site ve 24 saat hizmet veren telefonlarımızın
kullanılması anketlere olan katılımları arttıracaktır. Böylece
ülkemizdeki cinsel sorunların oransal olarak tespitine katkıda
bulunmuş olacaksınız. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada
derneğimize verdiğiniz desteğin devam edeceğini umuyorum”  dedi.
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği - CİSED

CİNSEL SORUNLAR VE CİNSELLİK

29 Kasım 2007

 

Cinsel işlev bozukluklarını hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürdüren bazı faktörler vardır:

1. HAZIRLAYAN FAKTÖRLER

a) Ailenin ve toplumun cinselliğe bakış tarzı

b) Aşırı tutucu, dindar yetiştirilme biçimi

c) Eksik ya da yanlış cinsel bilgi

d) Cinsellikle ilgili gerçek dışı beklentiler

e) Anne baba arasındaki olumsuz ilişki biçimi

f) Erken travmatik yaşantılar

g) Eşler arasındaki iletişim biçimi

h) Uyarılma eşiğinin yüksek olması

j) Nevrotik kişilik özellikleri

k)Yakınlaşma sorunları

l) Ayrılık anksiyetesi

m) Cinsel istismara maruz kalma 

2. ORTAYA ÇIKARAN FAKTÖRLER

a) Eşler arasındaki uyumsuzluk

b) Cinsel iletişim sorunları

c) Eşin cinsel bir sorununun olması

d) Performans anksiyetesi

e) Fiziksel ya da psikiyatrik hastalıklar

f) Yorgunluk ve stress

g) Aşırı alkol ve ilaç kullanımı

h) Hamile kalma korkusu

j) Evlenme

k) Evlilik öncesi ve dışı ilişkiler

l) Travmatik cinsel yaşantı

3. SÜRDÜREN FAKTÖRLER

a) Sorunun çözümüile ilgili yanlış uygulamalar

b) Çok sık cinsel ilişkide bulunma

c) Cinsel ilişkiden kaçınma

d) İlişkiye kendini verememe

e) Performans anksiyetesi

f) Suçluluk ve utanç duyguları

g) Eşin tepkileri

         Bu bilgiler ve değerlendirmeler ışığında hastanın cinsel işlev bozukluğunun kaynağı doğru tespit edilerek en işlevsel tedavi metodu uygulanmaktadır.

Erken Boşalmanın Tedavi Yöntemleri ve Teknikleri Erken Boşalma Nedir

25 Kasım 2007

Erken boşalma tedavi yöntem ve teknikleri

—“Erken” sözcüğü yetersiz ve yanlış bir sıfat
—Erken boşalma nedir?
—200 dolar verdim ama 2 dakika içeride kalamadım
—Boşalma denetiminin öğrenilmesi işeme ve dışkılamayı kontrol etmeye
benzer
—Boşalma denetiminin öğrenilmesi için düzenli bir cinsel hayat
gerekir
—Erken boşalmanın tedavisi: Cinsel terapi
—Silah ateşlendikten sonra kurşunu kontrol etmek imkansızdır
—Erken boşalma tedavi yöntem ve teknikleri
—Bir başvuru kitabı: “Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı”
—Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nin Adres ve Telefonları

Oldukça sık rastlanan ama en kolay tedavi edilebilen cinsel
sorunların başında yer alan erken boşalma hakkında, basın
açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla gündem yaratan Cinsel Sağlık
Enstitüsü Derneği “erken boşalma cinsel terapisi” hakkında çarpıcı
bir basın açıklaması yaptı.

“Erken” sözcüğü yetersiz ve yanlış bir sıfat
Boşalmadaki denetimsizliği tanımlamak için erken sözcüğünün yetersiz
ve yanlış bir sıfat olacağının altını çizen Cinsel Sağlık Enstitüsü
Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe; “Denetimsizliği tanımlamada erken
sözcüğü uygun olmadığından erken boşalma yerine denetimsiz boşalma ya
da istemsiz boşalma terimlerinin kullanılması daha uygun olacaktır.”
dedi.

Erken boşalma nedir?
Türk erkeklerinin %70’nin erken boşaldığının altını çizen Cinsel
Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe; “Aslında tıp
literatürlerinde sürekli olarak ya da yineleyici biçimde, çok az bir
cinsel uyarılma ile ve erkeğin istemesinden önce, vajinaya girme
öncesi, girer girmez ya da hemen sonra boşalmanın olması olarak
tanımlanan erken boşalma, kişiden kişiye değişebilen bir kavramdır.”
dedi.

200 dolar verdim ama 2 dakika içeride kalamadım
Türk erkeğinin ortalama sevişme süresinin 5 dakika civarında olduğunu
söyleyen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem
Keçe; “Ülkemizde erken boşalma konusunda yeterli bir bilinç düzeyi
yoktur. Erken boşalma, sertleşme sorunuyla kıyaslandığında daha fazla
görülmesine rağmen, erkeklerin cinsel işlev bozuklukları kliniklerine
başvuru sıralamasında ikinci sırada yer almaktadır. Yani Türk erkeği
sertleşmesini önemsemekte, erken boşalmasını ve partnerini tatmin
etmeyi ise yeterince önemsememektedir. Genellikle yasak aşk
yaşayıp “200 dolar verdim ama 2 dakika içeride kalamadım” dediğinde
veya başka bir erkekle kıyaslandığında Türk erkeği erken boşalmasını
sorun etmekte ve tedavi arayışına girmektedir. Bu nedenle çok fazla
sayıda erkek veya çift, cinsel doyumsuzluklarının nedenini bile
anlayamadan yaşamlarını sürdürmektedir.” dedi.

Boşalma denetiminin öğrenilmesi işeme ve dışkılamayı kontrol etmeye
benzer
Boşalmanın nörofizyolojisinin henüz tam olarak bilinmediğinin altını
çizen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe; “Genital
ya da diğer duyusal yollar aracılığıyla beyne gelen bütün cinsel
uyarılar burada yorumlanarak anlam kazanır, desteklenir ya da
bastırılır. Bu anlamlandırma ve yorumlama kuşkusuz erkeğin biyolojik
ve hormonsal dengeleri ile toplumsal, kültürel, dini ve ahlaki değer
yargıları ve geçmişteki cinsel deneyimleri tarafından belirlenir.
İşte erken boşalmada en temel özellik, boşalma refleksinin hızlılığı
değil, refleks üzerinde istemli beyin denetimin olmamasıdır. Boşalma
denetiminin öğrenilmesi, refleks boşalma olan işeme, dışkılama gibi
diğer biyolojik işlevler üzerinde denetim kazanılması süreciyle
benzerlik gösterir. Yeni doğan çocuklar altlarını ıslatırlar, sinir
sistemi geliştikten sonra, idrar torbalarının dolu olduğunu fark
etmeye başlarlar ve idrar yapmayı erteleyebilirler. Erken boşalan
erkekler de boşalma öncesi hissettikleri cinsel duyumları yeterince
algılayamazlar, cinsel uyarılma arttığında refleks olarak boşalma
ortaya çıkar, yani beynin yüksek merkezlerinin istemli denetimi henüz
kurulamamıştır.” dedi.

Boşalma denetiminin öğrenilmesi için düzenli bir cinsel hayat gerekir
Düzenli bir cinsel yaşamı ve sürekli bir cinsel partneri olmayan
erkeklerde erken boşalma tanısı koymakta acele edilmemesi gerektiğini
söyleyen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem
Keçe; “Boşalma denetiminin öğrenilmesi için düzenli bir cinsel hayat
gerekir. Ancak düzenli bir cinsel hayatı olan erkek; penisini
kafasına takmadan dokunmanın verdiği hazza odaklanmayı, anın tadını
çıkarmayı ve en büyük cinsel organının bacaklarının arasında değil
iki kulağının arasında yani beyni olduğunu öğrenebilir. Çünkü penis
ve vajina figürandır, baş rol oyuncusu beyindir. Figüranların baş rol
oynadığı filmler vasatın üzerine çıkamaz.” dedi.

Erken boşalmanın tedavisi: Cinsel terapi
Oldukça sık rastlanan cinsel sorunların başında yer alan erken
boşalmanın cinsel terapi ile kolayca tedavi edilebildiğinin altını
çizen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe; “Erken
boşalma sorunu yaşayan erkekler, cinsel terapi ve bir kaç basit
teknikle erken boşalma endişesinden sıyrılıp, sevişmenin verdiği
hazza odaklandıklarında cinselliğin doğal bir zevk halini almasını
sağlayabilirler. Erkek bedenini partneriyle uyum içinde hareket
ettirmeli, şimdiye yoğunlaşmalı, o anı duyumsamalıdır ve cinsel
birleşmenin ansızın son bulacağı kaygısı kafasından atmalıdır. Çünkü
her cinsel sorun gibi erken boşalmada bu kaygıdan ya da bir
rahatsızlıktan kaynaklanabilir. Asıl sorun erkeğin cinsel
işlevlerinde değil, cinsel işlevlerini nasıl yerine getirmesi
konusundaki düşüncelerindedir. Aklını düşüncelerden arındıramayan,
özgür ve doğal bir şekilde cinselliği yaşayamayan erkek tedirginlik
duygusundan uzaklaşamaz ve boşalma konusunda sorun yaşar. Bu nedenle
erken boşalmada tedavinin esası, boşalma öncesi cinsel duyumların
tekrar tekrar ve uzatılmış olarak yaşatılması ve erkeğin dikkatinin
yüksek uyarılma düzeyindeki duyumlarına odaklanmasıdır. Erkek
boşalmak üzere olduğunu uygun zamanda fark etmeyi öğrendiğinde,
boşalmayı da erteleyebilecektir.” dedi.

Silah ateşlendikten sonra kurşunu kontrol etmek imkansızdır
Cinsel ilişki sırasında, erkeğin kendi kritik cinsel heyecan düzeyine
ya da diğer deyişle dönüşü olmayan noktaya ulaştığında boşalmasının
kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği
Başkanı Dr. Cem Keçe; “Çoğu durumda, erken boşalma sorununu yaşayan
sağlıklı erkeklerdir, ancak bunların boşalma kasları cinsel
deneyimler boyunca çok az bir cinsel heyecanda bile boşalmayı
başlatmaya koşullanmışlardır. Bu kassal davranış düzeltilebilir.
Erken boşalma sorununa katkıda bulunan ve aynı zamanda tedavisindeki
en önemli unsur da, erkeğin cinsel aktivite sırasında penisinden
yayılan zevk verici cinsel duygulara dikkatinin yetersizliğidir.
Silah ateşlendikten sonra kurşunu kontrol etmek imkansızdır, ancak
erkek cinsel heyecanını kontrol ederek dönüşü olmayan noktaya
istemeden ulaşmayı engelleyebilir. Cinsel ilişki sırasında erkek
penis uyarılarını etkili bir biçimde yöneterek cinsel heyecanını
kontrol edebilir, ta ki cinsel heyecanı penisinden aldığı uyarılma
derecesinde bağımsız hale gelene kadar. Penisten yayılan zevk verici
duygular cinsel heyecanını kontrol ederken erkeğin en iyi yol
göstericisi olacaktır, çünkü bu duygular bir cinsel aktivite
sırasında erkeğin uyarılma düzeyini yüksek oranda belirler.” dedi.

Erken boşalma tedavi yöntem ve teknikleri
Erken boşalmanın cinsel terapi ile %100 tedavi edilebileceğini Cinsel
Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe; “Cinsel terapide
cinsel birleşme vakti gelinceye kadar yasaklanarak, tam bir cinsel
bilgilendirme yapılır, erkeğin kafasındaki yanlış bilgiler ve cinsel
mitler düzeltilir, yeri geldikçe cinsel işlevin fizyolojisi, kadının
boşalması hakkında doğru bilgiler verilir. Erkeğin partneriyle olan
genel ve cinsel iletişimi geliştirilmeye çalışılır. Cinsel
terapilerin ilk basamağında genellikle ev ödevi olarak okşama
çalışmaları adı verilen sensate focus yani duyumsal keşif ödevi
verilir. Sonra düzenli bir partneri olan erkekten sevişmesi, tam bir
sertleşme olduktan sonra erke¤in sırtüstü yatması ve bütün dikkatini
penisten aldığı duyumlarda odaklaması istenir. Bu sırada partneri ilk
aşamada kuru elle, ikinci aşamada ise bebe yağı ile erkeğin penisi
uyararak mastürbasyon yapmaya başlar. Penisine odaklanan erkekten,
boşalmak üzere olduğunu hissettiğinde partnerine “dur” demesi
istenir. dur-başla tekniği adı verilen bu uygulamada erkekten acil
boşalma isteği geçene kadar bir dakikadan kısa bir süre beklemesi ve
sonra, “başla” diyerek partnerinden yeniden penisini uyarmaya
başlamasını istemesi beklenir. Bu şekilde 3 kez durdurduktan sonra
dördüncüde boşalmaya izin verilir. Burada boşalmadan hemen önceki
duyumların tekrar tekrar uzatılmış olarak yaşatılmasıyla, boşalmadan
hemen önceki yüksek uyarılma düzeyleri boşalma ortaya çıkmadan
yaşanabilir hale gelir. Bu şekilde boşalma denetimi sağlandıktan
sonra, aşamalı olarak kadının üstte olduğu bir pozisyonda cinsel
birleşmeye izin verilir. Cinsel birleşme aşamasında da “dur” deyince
penis içerde hareketsiz tutularak beklenir, sonra “başla” denerek
yeniden uyarıma başlanır. Düzenli bir cinsel partneri olmayan veya
herhangi bir nedenle cinsel terapiye partneriyle katılamayan
erkeklerde ise tedaviye mastürbasyon çalışmalarıyla başlanır.
Erkekten rahat ve huzurlu bir ortamda önce kuru elle, sonra bebe yağı
ile mastürbasyon yapması, boşalacağını hissettiği zaman uyarıyı
durdurması, acil boşalma isteği geçtikten sonra yeniden başlatması,
böyle 3 kez durdurduktan sonra dördüncüde boşalması istenir.
Mastürbasyonda boşalma denetimini kazanan erkeğe yukarıdaki şekilde
partneriyle ilişkiye girmesine izin verilir. Ayrıca dur-başla tekniği
ile senkronize bir şekilde kasıklardaki kasları kasma ve gevşetme,
ritmik nefes alıp verme metotları da kullanılmalıdır. Bu egzersizler
ile sadece uzun süreli boşalma kontrolü sağlanmakla kalmaz, aynı
zamanda penisin sertleşmesinin ve orgazmın kalitesi de yükseltilir.”
dedi.

Bir başvuru kitabı: “Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı”
Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı adlı kitabının alanında ilk ve
mutlaka okunması gereken bir başyapıt olduğunu söyleyen Cinsel Sağlık
Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe; “Cinselliğin Dayanılmaz
Ağırlığı; başta erken boşalma sorununu yaşayan erkekler, erken
boşalmaktan endişe duyan genç erkekler, çocuklarının erken
boşalmaması için neler yapılması gerektiğini öğrenmek isteyen
ebeveynler olmak üzere; cinsel terapistlere, cinsel danışmanlara,
medya mensuplarına ve konuyla ilgilenen herkese sesleniyor.
Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı; hastalar için oku ve cinsel
sorunlarını anla, erken boşalmanı kontrol et; cinsel terapistler,
hekimler, psikologlar ve psikolojik danışmanlar için oku ve iyi et;
anne ve babalar için oku ve çocuğunu cinsel hastalıklardan koru;
gençlerimiz için oku ve cinsel sorun yaşama; medya mensupları içinse
oku ve cinsel sorunlar hakkında doğru bilgilendir mantığı hazırlanmış
bir başvuru kaynağıdır. Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı; erken
boşalma sorunu yaşayan erkeklerin kendi kendilerine veya eşleriyle
birlikte sorunun üstesinden nasıl gelebileceklerine odaklanmış bir
rehber kitaptır, büyük bir bilgelikle ve empatiyle yazılmış bir
başucu eseridir, herkesin anlayabileceği bir üslupta yazılmış bir
cinsel tedavi kitabıdır. Özellikle boşalma refleksi üzerinde denetim
kazanmayı hedefleyen erkeklerin evde yapabilecekleri egzersizlerin
işe yararlılığını kanıtlayan tavsiyeler ve vaka örnekleriyle doludur.
Ayrıca erken boşalma hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler
www.drcemkece-erkenbosalma.com web sitesini ziyaret edebilirler.”
dedi.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nin adres ve telefonları
Basın mensuplarına Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nin telefon, e-
posta, web site ve adresinin  haberlerinde kullanmaları çağrısında
bulunan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem
Keçe; “Değerli basın mensubu dostlarımız; yaptığımız, yapmaya devam
ettiğimiz anketlere katılımın artması ülkemizde yaşanan Cinsel
sorunların fotoğrafını en doğru şekilde çekmemize yarıyor. Ancak
haberlerinizde Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği e-posta, web site,
adres ve 24 saat hizmet veren telefonlarımızın kullanılması anketlere
olan katılımları arttıracaktır. Böylece ülkemizdeki Cinsel sorunların
oransal olarak tespitine katkıda bulunmuş olacaksınız. Şimdiye kadar
olduğu gibi bundan sonrada derneğimize verdiğiniz desteğin devam
edeceğini umuyorum”  dedi.
CİNSEL SAĞLIK ENSTİTÜSÜ DERNEĞİ - CİSED

Cinselliğin Fizyolojisi

30 Ekim 2007

                                    anatomi53.jpg      anatomi25.jpg     
 Cinsel İşlev Fizyolojisi
Cinsellik önce arzu etmekle başlar. Daha sonra Masters ve Johnson adlı iki bilim adamının tarif ettikleri uyarılma, plato, orgazm ve çözülme evreleri birbirini takip eder. Bu evreler kadın ve erkekte belirgin farklılıklar gösterir. Konumuz kadınlara odaklanmış olmasına karşın zaman zaman erkekle kadın arasındaki farklılıklar üzerinde de durulacaktır.

Cinsellik önce arzu etmekle başlar. Daha sonra Masters ve Johnson adlı iki bilim adamının tarif ettikleri uyarılma, plato, orgazm ve çözülme evreleri birbirini takip eder. Bu evreler kadın ve erkekte belirgin farklılıklar gösterir. Konumuz kadınlara odaklanmış olmasına karşın zaman zaman erkekle kadın arasındaki farklılıklar üzerinde de durulacaktır.

Evrelerin her biri yaş, hastalık, ilaçlar, alkol, uyuşturucu kullanımı ve psikolojik ve ikili ilişkilerden kaynaklanan sorunlardan olumsuz etkilenebilir.

Kadınların Duyarlı Bölgeleri

Kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı kısmı klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Kadının diğer duyarlı bölgeleri memeler, meme uçları, labiumlar ve vajinadır. G noktası ise (Graefenberg tarafından 1944 yılında tarif edilen bir bölgedir ve vajina ön duvarının ortalarında yer almaktadır) derin basınca duyarlı olarak kabul edilmekle beraber orgazm oluşumunda birincil önem taşıyan bir bölge değildir.

Orgazmda bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki “ejakulasyon” yani “boşalma” olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı olduğu sonradan anlaşılmıştır. Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti olmayan bayanlarda güçlü bir orgazmda istemsiz idrar kaçağı olabilmektedir.

Cinselliğin evreleri

Arzulama Evresi

Bu evre cinsellik dürtüsünün ortaya çıktığı ve cinselliği ifade etme arzusunun duyulduğu evredir. Hayaller ya da eşten alınan görsel uyaranla başlayabilir.
Uyarılma evresi

Arzulamayı uyarılma evresi takip eder. Bu evre parasempatik sistem tarafından yönetilen ve erotik duygular eşliğinde kadında vajinal salgının arttığı “ıslanma” dönemidir. Vajina duvarlarından ve vajina girişindeki Bartholin bezlerinden salgılanan sıvılarla birlikte nabız ve solunum hızlanır, tansiyon yükselir, genel bir sıcak basması hali, memelerde dolgunluk, kas gerginliğinde genel bir artış, meme başlarında dikleşme ortaya çıkar. Ciltte yama tarzında renk değişiklikleri, klitoris ve labiumlarda şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir. Tüm bunlarla birlikte vajina uzar ve genişler. Uterus yükselerek pelvis dışına çıkar.

Erkekte ise uyarılma evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir.
Plato Evresi

Bu evrede seksüel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır ve had safhaya ulaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, meme başları daha da dikleşir. Labiumlar şişer ve koyu kırmızı bir renk alır. Vajinanın alt 1/3 lük kısmı şişip kalınlaşarak “orgazmik platform” adlı yapıyı meydana getirir. Uterus tümüyle pelvisten dışarı çıkmıştır. Yeterli uyaran olduğunda bu dönem orgazmla son bulur.

Plato evresinde ejakulasyon (boşalma) öncesinde erkekten sıklıkla berrak ve yapışkan kıvamlı bir sıvı gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm de bulunabileceğinden kadının erkek boşalmadan önce de (”geri çekme” adı verilen yöntemle) gebe kalabilmesi mümkün olmaktadır.
Orgazm Evresi

Orgazm esasen sempatik sistem tarafından yönlendirilen bir kasılma cevabıdır. Uyarılma ve plato evresinde birikmiş olan gerginliğin boşaltılmasıdır ve tüm cinsel hisler arasında en güçlü ve doyurucu olanıdır. Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platform adı verilen yapıyı oluşturan kaslarda 3-15 adet arası 0.8 saniye süren refleks ritmik düzenli kasılmalar oluşur ve bu kasılmalar orgazm duygusunu ortaya çıkarır. Orgazm esnasında birçok kadın ayrıca uterusta da kasılmalar hisseder. Bu yüzden bazı kadınlarda histerektomi (ameliyatla uterusun çıkarılması) sonrası orgazmın niteliklerinde değişiklik olabilir.

Erkeklerde ise orgazmı ejakulasyon (boşalma) takip eder. Erkekler orgazm döneminden sonra belli bir refrakter (cevapsız) döneme girer ve bu dönemde uyaranlara cevapsızdırlar. Kadınlarda ise böyle bir dönem olmadığından çok sayıda orgazmı arka arkaya yaşayabilir ve tek bir ilişki esnasında ve/veya öncesinde ardarda çok sayıda orgazm olabilirler.
Çözülme Evresi

Orgazmla birlikte uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur ve kadında bir gevşeme ve kendini iyi hissetme duygusu ortaya çıkar.Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin tümü “çözülerek” geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer.